İngilizce nasıl öğrenilir ? Mucize aklınızda?

İngilizce Nasıl Öğrenilir ?

İngilizce nasıl öğrenilir sorusu aslında günümüzün ”Trend Topic” lerinden biridir. Ve insanlar bu sorguyu arama motorlarında bir hayli arıyorlar. Uzman bir dil eğitmeni olarak bu sorunun hiç hoşuma gitmediğinin altını çizmek isterim. Çünkü bu soruyu soranların büyük bir çoğunluğunun ‘öğrenememe’ ön koşuluna sadakatle inandığını ve harekete geçmedeğini deneyimlerimle gördüm. Diikat: burada sevmediğim şey sorunun kendisi lütfen kişiselleştirmeyin 😉 Biraz iğneleyici ve madalyonun diğer tarafını göreceğiniz uzun bir yazı okuyacaksınız. Are you ready for the other side of the medallion? Hazır mısınız?

Ülkemizde (ve dünyanın bazı diğer ülkelerinde) en çok rağbet gören ve tercih edilen yabancı dilin İngilizce olduğu bilinen bir gerçek. Kimileri eğitimi için, kimileri de iş, iş görüşmesi, kariyer veya farklı olanaklara fırsat vereceği gerekçesiyle İngilizce öğrenmek ister. Evet, doğru gerekçelere sahipsiniz. Ama siz gerekeni yapmadıkça iş, kariyer vesaire gibi gerekçeler gerekçe olarak kalmaya devam edecektir. Hem böyle bir gerekçe olabilir mi ya ? İş için İngilizce öğrenmek diye bir şey var mı ya ? Adamlar zaten İngilizce bileni istiyorlar, seni işe aldıklarına dua et! Sen söz konusu iş için İngilizce öğrenmeye kalkarsan bunun altından kalkamazsın. Bu gerekçelerle İngilizce öğrenilmez! Yani şey, öğrenilir de gerekçeler bu olmamalı. Dil eğitimi bir vizyon işidir.

Nasıl ki şu an sahip olduğunuz diploma, iş veya alanında yetkinliğe sahip olduğunuz branşlara gelmek için emek ve zaman harcadıysanız, istediğiniz düzeyde İngilizce öğrenmek için de zaman ve emek harcamanız gerekir. Ama güzel bir haberimiz var! Gerekli adımları atmanız şartıyla İngilizce öğrenmek, mesleki bir uzmanlık alanı kadar çok zaman gerektirmez. Yani doktor, avukat, öğretmen vesaire olmak için harcadığınız yıllarla kıyaslayınca İngilizce öğrenmek o kadar uzun zaman almaz.

İngilizce öğrenim sürecinde kısır döngü

İngilizce nasıl öğrenilir sorusuyla meşgul iken, İngilizce eğitiminde başarısızlığa uğramış, bıkmış ve yarı yolda bırakmış yada karamsarlık içinde olan bir çok insanla karşılaştım. Ama deneyimlerim sonucu bu kişilerin ”İngilizce öğrenmekten” çok ”İngilizce öğretilmek” isteyen kişiler olduğu sonucuna vardım. Bir çok bilim insanının ”bir yabancı dil öğretilmez, öğrenilir” varsayımlarına katıldığımı belirtmek isterim. Elbette bu varsayım bir çok sosyolojik bileşenler de dahil olmak üzere çok geniş bir anlama sahiptir ve bunu tartışmayacağız! Ama kısaca bu durum doğru. Bir dil öğretilmez…Yol gösterilir kişi kendi öğrenir.

Sizin yapmanız gereken İngilizce nasıl öğrenilir sorusuna odaklanmak değil, bu konunun uzmanlarından yardım alıp size yol göstermelerini istemektir. Ancak bir uzmandan destek almadan önce ne derece kararlı olduğunuzun farkında olmanız gerekir. Düşünsenize! Bir insan ömrü ortalama 70 yıl dersek, ve bu 70 yılın sadece 1 yılını İngilizce öğrenimine ayırsak size çok büyük bir zaman gibi mi gelir?  Uzun bir zaman olduğunu düşünür ve öğrenmekten çok öğretileceğine inanıp, hiç bir şey yapmayacaksanız, ”ne zaman öğreneceğim” ”ne zaman konuşmaya” başlayacağım gibi sorularla bu işi yarım bırakmaya devam edersiniz. 

Bir kaç yıl sonra İngilizce eksikliğiniz tekrar karşınıza çıkar ve aynı süreci tekrar edersiniz. Sonuç olarak bir bakmışsınız, 70 yılın 5 yılı geçmiş ve hala İngilizce öğrenmemiş veya istediğiniz düzeye gelmemişsiniz!  O halde önce kararlı olun, bir uzmanla görüşüp size destek olmasına izin verin ve onun dediklerini yapın. Zira total süreç sandığınız kadar zor değil. Bunun yanı sıra en temel ihtiyaçlarınızdan biri de iyi bir eğitmen ve öğrenci iletişimi.

Üstünüze düşeni yapmak

Eğer bir uzmandan yardım alıyor veya almayı planlıyorsanız, size İngilizce nasıl öğrenilir sorusuna cevap olabilecek ve aslında zaten bildiğiniz bilgileri yeniden hatırlatmak istiyorum. İngilizce öğrenirken yapmanız ve ayrıyeten yapmamanız gerekenleri de belli bir sıraya göre aktarmaya çalışacağım.  Elbette ki özel kurs ve butik dershaneler tarafından sunulan özel dersler bu süreci hızlandıracak ve daha etkili olacaktır. Ancak maddi açıdan sizi zorlayacağını düşünüyorsanız, 5 – 8 kişiden fazla öğrencinin olmadığı gurup derslerini de tercih edebilirsiniz. Seçimimizi yapıp derslere başladıktan sonra, öğrenci olarak sizlere düşen sorumluluklar nelerdir, bunlara madde madde değinelim. Çünkü işiz özü sizin üstünüze düşeni yapmanızla başlıyor. Sıfırdan başlayan veya belli bir düzeyden başlayan herkes için aynı prosedür geçerlidir. Ancak ben yine de sıfır veya sıfır düzeyin biraz üstündekileri baz alarak maddelemek ve birazda hikaye anlatır gibi aktarmak istiyorum.

Ancak ‘yapmak ve yapmamak gerekenler’ başlıklarını incelemeden önce çoğu öğrencinin aklındaki değişik soruları ve dolayısıyla Google’da aratılan diğer sorguları değerlendirmek istiyorum. Abartı gelebilir ama bu sorgular bir şeylerin yolunda gitmediğinin habercisi olabilir. Çok ciddi sorunlar değil tabii ki. Bu sorgular bizim ülkemizde aratılıyor ve muhtemelen diğer ülkelerdeki yabancı dil öğrenmek isteyen insanlarda kendi ülkelerinde kendi dillerinde buna benzer sorguları Google’da aratıyor olabilir.

Diğer popüler sorular ve reklam kampanyaları

Nasıl İngilizce öğrenilir sorusunun ardından gelen diğer popüler sorular, ‘İngilizceyi ne yaparak daha kısa sürede öğrenirim’, Kaç ayda İngilizce öğrenirim? 5 günde İngilizce öğrenilir mi? 1 ayda İngilizce öğrenilir mi ? vb onlarca soru ve arama sorgusu söz konusu. Bu bağlamda İngilizce veya bir başka yabancı dil öğrenimi ile alakalı temel istek ve düşünceler benzerlik gösteriyor. Hızlı, kestirme yoldan veya olası en kısa sürede İngilizce öğrenme yöntemleri talep ediliyor. Öğrenimin ne demek olduğuna, önemine emek gerektirdiğine dikkati çeken yok! E öğrencilerde bir yerde haklı, çünkü o kadar ilginç reklam kampanyaları dönüyor ki.

3 ayda Konuşma garantili, 4 ayda anlama garantili vs. derken inanıyor insanlar ve gidip kayıt oluyorlar. Tamam da, bunlar adamların sizlerin dikkatini çekmek için kullandıkları reklam taktiği. Gittiğiniz yer kafe değil. Siz eğlenmeye mi gidiyorsunuz? Bu reklam metinlerinde söylenenleri hiç mi sorgulamıyorsunuz? Bir dili öğrenmenin garantisi nedir? Ne söyleyebilince garanti kapsamında, ne söyleyemeyince garanti kapsamı dışında oluyorsunuz? Böyle bir garanti verilemez. Cennetten arsa garantisini bile daha samimi buluyorum 🙂

Beynimize çip takılması meselesi!

Siz bir bilgisayar değilsiniz ki! Beyninize çip takıp sizi konuşturacak da değiller! Keza öyle bir teknoloji yok. Dijital çiplerle bu şekilde konuşabilme yeteneği verilebilirse, o halde zombileri yaratmak da mümkündür! Beyninize çip takılsa bile o çiple kullanacağınız aracı tercüman yazılımlarından fazlası olamaz. Bunu yapan aracı yazılımlar için de geleceği beklemenize gerek yok! Ayrıca konumuz tercüme değil, o dili öğrenmek ve konuşmak! Size piyano çalmayı öğretebilecek bir çip takılabilir mi mesela? Veya bisiklet sürmeyi kitaplardan mı öğrendiniz meselesini düşünün…

Birinin beynine bir dili (norm derecesinde) konuşmasını sağlayacak kadar ileri bir teknoloji ürünü diye bir şey de yok! Şunu düşünün. Ruhunuzu bir başkasına aktarabilir misiniz? Veya bir robota gerçek bir ruhu kodlayabilir misiniz? Böyle bir şeyin olması şu aşamada mantık dışı! Bu konuyu kuantum bilgisayarlarının söz konusu olduğu bir yüzyılda yeniden tartışmak gerek. Zira yakın gelecekte beynimize takılacak çipler, kabaca, sadece basit bir ara yüzün beyninize entegre edilmesi olup, işlerinizi kolaylaştıracak türden gelişmiş bir tıp teknolojisidir. Ve ilk modellerin temel olarak elinizdeki cep telefonundan daha fazlasını sunmasını beklemiyoruz. Bu gibi bilim kurgu örneklerini baz alacak sektör dil sektörü değildir. Şimdi lütfen konumuza dönelim

İngilizce nasıl öğrenilir sorusuna odaklanmayın! Harekete geçin

Bu soruya istinaden bazı düzeltmeler yapmak istiyorum. Bu sorunun cevabı A şıkkıdır veya B şıkkıdır diye tek bir cevabı yok. Genel olarak İngilizce öğrenme aşmasında olan öğrenciler İngilizce öğrenme olgusunun kendisinden ziyade nasıl İngilizce öğrenirim sorusuna takılıp kalırlar. Bu soruya takılıp kalan öğrenci kesimi aslında psikolojik olarak ben ‘İngilizce öğrenmek istiyorum’ değil de, ya işte ne yaparsan yap bana İngilizce öğret mantığındadır. Bu yüzden reklamlardaki konuşma garantileri vb metinler bu öğrencilere çok cazip gelir. Çünkü hiç sorumluluğu olmayacağına veya az sorumluluğu olacağına inanır. Tamda burada bir şeyin farkında olmanızı istiyorum! Kimse kimseye bir şey öğretemez! bunu aklınızda bulundurun ve cümlemi daha geniş anlamda algılamaya çalışın. Sınıf ortamında bir hocanın size anlattığı onca ders ve bilgi, siz öğrenmediğiniz sürece öğrenmişlik olarak tanımlanabilir mi ? Siz çok iyi dinleyip soru soruyor musunuz? Peki ya merak ediyor musunuz? oh oh çok iyi böyle devam edin 😉

Yani genel olarak şunu anlamak gerek. Bir dili nasıl öğreneceğiniz sorusunun tek bir cevabı yoktur ancak, varılmak istenen hedef bellidir: Söz konusu dili öğrenmek ve onu sağlıklı düzeyde konuşabilmek! Hani, konuyla ilgili farklı farklı cevaplar verilebilir, uzun uzun yazılı kaynaklar bile oluşturulabilir. Lakin İngilizceyi nasıl öğrenebileceğiniz sorusunun en basit cevabı ‘istekli ve motive olmak ve bolca ders çalışmaktır. Bu sadece dil eğitimi için değil, alacağınız tüm eğitimler için geçerlidir. İstekli ve motive olmak bu işte kilit unsur

İngilizce nasıl öğrenilir: Şu 3 tavsiyeye dikkat

Yeterince istekli ve kararlı iseniz; durumu biraz daha profesyonel açıdan değerlendirmek için şu adımları izlemelisiniz.

1- Öncelikle size yakın bir eğitim kurumunu tercih edin. Çünkü işten veya evden çıkıp ders almak için çok fazla yol katetmek psikolojik olarak isteksizlik yaratabilir. Tabi yakın olacak diye içinize sinmeyen bir yeri tercih etmeyin. Sizinle iyi iletişim kuran bir yeri mutlaka bulursunuz.

2- Birebir özel ders çözümleri mi yoksa grup derslerini mi tercih etmelisiniz  konusunu netleştirin. Bu kısım biraz çetrefilli çünkü sonuç almak için elbette birebir özel dersler daha cazip görünebilir ama maliyeti biraz daha yüksektir. Ancak fiyat performans bazında bir değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Yani diğerlerine göre daha az başarılı veya daha geride olduğunuz bir sınıf ortamında sonuç alamayabilirsiniz. Bu bağlamda birebir özel ders çözümleri daha uygun olacaktır. Ekonomik sebepleri göz önünde bulundurursak, sınıf ortamları daha girişken ve kendini rahat ifade edebilen öğrenci adaylarının tercihi olabilir. Ben taşı sıksam suyunu çıkarırım diyorsanız kalabalık sınıf ortamında eğitmeniniz size şişe şişe su dağıtıyor sadece iyi dinleyin. Kayaları sıkmak zorunda kalmazsınız

3- Tercih ettiğiniz kurumu iyi araştırın. Özellikle birebir eğitim almayı tercih etmişseniz, kurumun özel ders sürecindeki deneyimini değerlendirin. Bunun dışında kurumun ön gördüğü yöntemi mutlaka sorun. Sistemin nasıl işlediği ödev yükü, haftalık kaç saat öngördükleri vs.  Çünkü İngilizce öğrenme sürecinde en etkili unsurlardan birisi de yöntemin kendisidir.

Bu aşamadan sonra hangi ayrıntıları bilmek ne yapmak ve ne yapmamak gerekiyor bütün ayrıntılara bakalım

Yapmanız gerekenler

1– ilk gün sizin en heyecanlı olduğunuz gündür. İngilizce nasıl öğrenilir sorusuyla bulduğunuz bir yerle iletişime geçmiş ve ilk dersinize gelmişsiniz, bir eğitmenle karşı karşıya gelmek, hayallerinizi süsleyen İngilizce öğrenmenin zorlayıcı etkisi, gerginlik ve istekliliğin karışımıyla ortaya çıkan bir psikolojiye sahip olabilirsiniz. Ki bu bizce iyiye işarettir! Zaten derse başladıktan kısa süre sonra buna adapte olur ve korkularınız yerini sadece heyecan ve istekliliğe bırakır. Ve bir bakmışsınız ki ilk ders bitmiş. (Ders ve yöntemlerle alakalı şu yazımı okuyabilirsiniz, ancak okumayı mümkünse sona saklayın) Peki ilk dersten sonra ne yapıyoruz.  Mutlaka ama mutlaka derste gördüklerimizi aynı gün içinde tekrar ediyoruz, hatta mümkünse bir kaç kez tekrar yararlı olacaktır, bu sizi ikinci dersinize hazır ve daha bilinçli hale getirecektir. Bu tekrarlama şekli, eğitim yönteminize bağlı olarak dinleme, yazma veya farklı alıştırma tekniklerinden ibaret olabilir. Veya ilk başlarda pek ödev yapma modunda değilseniz çok dert etmeyin biraz zamana bırakın.

Hazır hissetmek

2– Birinci derste gördüklerinizi tekrar etmiş olmanızın verdiği güvenle ikinci dersinize başlamaya hazırsınız! Artık gerginlik yok çünkü en zor olan ilk günü atlattınız. Ve dersiniz başlar….devam eder…ve bitti! Yine aynı şekilde ikinci derste öğrendiklerinizi, mümkün mertebe aynı gün içinde tekrar etmeye özen gösterin.

3– Ve üçüncü dersiniz….o da bitti, yapmanız gerekenler belli!

4– dördüncü dersiniz….Yapmanız gerekenler hala aynı

5– 6. 7.ders…….derken aslında değişen bir şey yok. Temelde anlatmak istediğimiz şey şu , İngilizce öğrenirken  o günkü dersinizde gördüklerinizi tekrar etmek hayati önem taşır.

Ve bir baktınız aradan uzun zaman geçmiş ve ufak tefek cümleler kurmaya başlamışsınız. Ve yine süreç aynı şekilde ders ve tekrar üzerine kurulu bir şekilde devam ediyor. Başka yolu yok zaten sltı üstü bir dil eğitim modeli, salsa veya tango yapmayı öğrenecek değilsiniz ya…

40. ders.. süreç aynı, ders ve tekrar….

Biraz daha zaman geçmiş bir de bakmışsınız ki artık bir kursa, derse gitmek sizin için rutin bir hal almış!

50. 60. ders derken…. süreç aynı….. ders ve tekrar ama artık, sıkılmaya başlıyorsunuz…

Öğrenemiyormuş psikolojisi

Her şeyi gerektiği gibi yapmış olmanıza rağmen daha da ilerleyemiyorsunuz, takılıp kalıyorsunuz. Aslında yolunda olmayan bir şey yok! Dil öğrenim sürecinde bu sıkıntı ve çıkmaza girmek hatta onca derse rağmen sanki hiç ilerleyemediğinizi düşünmek son derece normal. Öncelikle şunu söyleyelim, bu sıkıntı sürecine gelmenin, derslerinizin hangi aşamasında veya kaçıncı dersinizde olacağı hiç belli olmaz. Eninde sonunda bu süreçle karşılaşabilirsiniz. Tabi hiç sıkılmayabilir ve eğitiminize düzenli ve sorunsuz bir şekilde devam edebilirsiniz de.  Bu aşama bir süzgeçtir ve vazgeçme yada devam etme kararınızı da bu aşamada verirsiniz. Şunu aklınızdan çıkarmayın, her öğrenim şekli belli bir zamandan sonra sıkıcı olabilir. 

Bu gibi durumlarda endişelenmeyin, pes etmeyin ve derhal eğitmeniniz ile görüşüp konuyla alakalı konuşun. Bu sizi rahatlatacak ve daha olumlu düşünmenizi sağlayacaktır. Gerekli olursa ders saatlerinizi değiştirin veya özel ders alıyorsanız belli bir düzen yerine, rastgele bir düzeni tercih edin. Örneğin haftanın belli 2 veya 3 günü derse gidiyorsanız bunu yine haftada 2 veya 3 dersten ödün vermeden rastgele günlere dağıtın. Yada gerçekten bunaldıysanız çok değil ama kısacık bir ara verebilirsiniz.  Sizlere bu anlamda rastgele gün ve saatlerde uyum sağlayabilecek eğitim kurumlarda mevcut. Bu arada başladığınız ilk gün ile onca zaman sona sıkıldığınız zamandaki bilgi düzeyinizi düşünün! Konuşmayı beceremiyor gibi hissedebilirsiniz ama hiç bir şey öğrenmediğinizi iddia etmek haklı bir davranış olmaz keza aksi için elinizde veriler olacaktır. Başlangıçta 0 iken 5 6 ay sonra 0 olamazsınız. (Ha bu arada anadiliniz Türkçe mi ? Hiç Türkçe seviyenizi düşündünüz mü ? Bunu ayrıca değindiğim şu yazıdan bir anlamaya çalışın lütfen )

Tekrardan düzenli veya düzensiz ders şeklinize döndünüz. 80 90 veya 100. derse geldiniz. Ve süreç yine aynı ders ve tekrar.

Vazgeçmeyenler farkı fark eder

Ama bu defa bir şeylerin değiştiğinin sizde farkında olursunuz. Daha güzel cümleler kurmaya ve eğitmeninizin cümlelerini daha iyi anlamaya başlamışsınız bile… Bu andan itibaren çok sıkı durun.  Dil öğrenirken sözü geçen belli bir ”kabuk’ ‘tan bahsedilir,  işte kabuğun kırıldığı andasınız. Çünkü bunca saat eğitimden sonra, en zor olan şeyi kaptınız. Neyi? İngilizcenin mantığı ve cümle yapısı. Artık kafanızın içinde başka bir matriks oluşmuştur. Ki bence asıl mucize bu. Yani mucize gerçekten aklınızda!

Yukarıda belirttiğim örnek ders periyotları ortalama bir süreçtir, ve bunlar değişiklik gösterebilir. Bundan sonrasına İngilizce öğrenme sürecindeki ikinci aşama diyebiliriz ve elbette herkesin bu aşamaya gelmesi aynı zaman dilimine denk gelmese de ortalamalar aynıdır. Ancak gereken şartlar yine belli. Ders ve ders sonrası tekrar ve en az 100 150 saatlik ortalama temel eğitim. Vazgeçmediniz ve bu seviyeye geldiniz. Bu aşama eğitmeninize daha da çok ihtiyaç duyacağınız, daha doğru sorular soracağınız, kendinizi mutlu hissettiğiniz ve güveninizin de yerine geldiği bir aşamadır. Bu aşamada yapmanız gerekenler, prosedür neyse onu izlemektir. ‘Dil öğrenmeyi’ ve süreci öğrendiğiniz için alternatiflerinizi oluşturabilir bununla alakalı eğitmeninizden yardım alabilirsiniz. Artık yolunuz açık!

Yapmamanız gerekenler

1– Yazımızın başından beri maddeler halinde anlattığımız ”ders ve tekrar” olayından asla vazgeçmeyin. Her öğrenci adayının istisnaları olabilir, fakat istisnalar kaideyi bozmaz. Ara sıra derslerinize hazırlıksız gitmek zorunda kaldığınız durumlar olabilir, böyle durumlarda mümkünse eğitmeninizden 10 15 dakikalık bir hatırlatma rica edin. Ve tekrar etme alışkanlığınızı asla bırakmayın. Yapmayın!

2–  Eğitmeniniz veya anadili İngilizce olan insanlar gibi, akıcı, güzel ve etkileyici İngilizce konuşamamaktan ötürü yakınmayın. Veya o düzeye gelmemiş olmanın üzüntüsüne düşmeyin. O seviyeye gelmenin, size ve çalışmalarınıza bağlı olarak daha uzun zaman alacağını unutmayın. Çünkü eğitmenleriniz genelde çok düzeyde konuşan kişiler olup bu alanda ihtisas yapmış kişilerdir. Bu tabii ki de o düzeye gelemezsiniz demek değildir. Azimli bir şekilde devam edip potansiyelinizi tetiklemek yeterli olacaktır. Asla bırakmayın!

Kusursuzluğu hedef almayın

3– Herkes kusursuz İngilizcesiyle çevresindekilerin beğenisini kazanmak ister elbet. Bu çok havalı 😉 Ancak tavsiyemiz şu ki, asla bir Amerikalı veya İngiliz veya anadili İngilizce olan insanların aksanına benzer konuşma şeklini taklit etmeyin doğal olun. Onların aksanlarını taklit etmek başarması zor olmakla birlikte, İngilizce konuşulan yerlerde doğmayı veya oralarda çok zaman geçirmiş olmayı gerektirir. Zaten iyi İngilizce konuşmak demek bir Amerikalı veya İngiliz gibi konuşmak demek değildir. (Türklerin ve Amerikalıların ingilizcesi başlıklı yazıma bakabilirsiniz)

4-Eğitiminizin bu aşamasında kulak aşinalığı için yabancı dizi izlemeye vesaire başlamayın.  Bunun sakıncası elbette yok! Ve kulak aşinalığınızı geliştirebilir de!  Ancak dizi ve filmlerde kullanılan ingilizce düzeyi o kadar çeşitlilik gösterebilir ki, ya aşırı ileri düzey kelimelerden yada sokak argosundan ibaret olduğu için ve özellikle de söz konusu aksandan ötürü tek kelime bile anlayamaz, yada tek kelime anlarsınız. Bu da sizde bir şey öğrenmemiş hissi yaratıp güveninizi kırabilir ve zaman kaybıdır. Bunun yerine İngilizce öğrenenlere yönelik video ve yayınları tercih edin. Bu tür yayınlar, yabancı bir dizi veya filmlere göre daha öğretici olup, kulağınızı ve anlamanızı daha çok geliştirecektir. Üstelik daha da motive olmanızı sağlayacaktır. E tabi düzenli olarak izlediğiniz bir yabancı dizi varsa  yada benim için önemli değil motivasyonum bozulmaz diyorsanız yabancı dizileri ve filmleri izlemeyi bırakın demiyorum.

Anlıyormuş gibi yapmayın

5– Eğitiminiz süresince yapılan diyalog derslerinde veya herhangi bir şekilde İngilizce konuşurken anlamadığınız bir kelimeyi veya ifadeyi asla anlamış gibi davranıp es geçmeyin. Eğitmeninizi durdurup, duyduğunuz veya Türkçesini hatırlamadığınız kelimenin ne olduğunu sormayı unutmayın. Asla ama asla anlıyormuş gibi yapmayın!

6– Sizin için çok erken sayılabilecek İngilizce roman veya benzeri dil düzeyinde kitaplar okumayın, çok fazla bilmediğiniz kelimeyle karşılaşabilirsiniz ve bu yüzden okumaktan vazgeçebilirsiniz.  Bu da zaman kaybıdır. Onun yerine seviyenize uygun eğitsel ve faydalı okuma kaynaklarını tercih edin.

Nasıl İngilizce öğrenilir sorusunun cevabı bu yazımda değindiğim veya değinmeyi unuttuğum tüm detaylardır.

Konumuzu şöyle bağlamak istiyorum. İyi bir İngilizce düzeyine gelmek ve konuşmak ortalama 2-3 yıllık düzenli bir eğitim şeklini ve eğitimin gerektirdiklerini yapmakla olur. Bundan sonrası ise okullarda veya kurslarda öğretilmez. İngilizcenizi  yaşayarak ve konuşarak kendi çabalarınızla geliştirirsiniz. Bir dili öğrenmenin yolu onu konuşmaktan ve bol tekrardan geçer. Kusursuz ve etkileyici düzeyde İngilizce öğrenmek istiyorsanız hayal kurmayın. Hayalinize giden yolları aşındırmaya bakın. İngilizce Nasıl öğrenilir? Artık cevabı biraz daha iyi biliyorsunuz. Mucize aklınızda bir yerlerde onu gerçekleştirmenizi bekliyor.

10 comments

  1. Selamlar, gayet faydalı ve güzel bir paylaşım olmuş teşekkürler. İngilizce öğrenmede güvenilir ve sağlam kaynaklardan yardım almak ingilizce öğrenimi yolunda bizlere maksimum fayda sağlayacaktır. Herkese iyi ve kolay öğrenmeler.

  2. Değerli okurum,
    Yorumunuz için teşekkürler, ilk tavsiye olarak, bir kursa gitmeli veya ingilizce özel ders çözümlerine yönelmelisiniz. Veya bunun dışında kendi başınıza zamanla başarabileceğinizi düşünüyorsanız, Englishturkiye egitim blogumda, yeterince temel kaynak bulunuyor. Temel dersleri takip edebilir veya zamanlar konusunu gözden geçirebilirsiniz. İngilizce hikayeler ve Kelime kartları bölümü de etkili olabilir.

  3. elinize sağlık hocam öğretici yazı olmuş. bir soru sormak istiyorum ve merak ediyorum. ingilizce temelim az çok var. bundan sonra gramer çalışmaya devam mı etmek gerekir yok sa kitap okuyup bilmediğim kelimenin anlamına bakarak kitaba devam etmem mi gerekir(BU biraz sıkıcı olur gibi düşünüyorum). sizden yardım istiyorum. teşekkür ederim

  4. Hocam elinize sağlık. çok iyi , açıklayıcı , öğretici bir yazı olmuş.sayenizde ingilizcemi daha fazla geliştirebileceğim öğrenme tekniklerini yazmışsınız.allah razı olsun

  5. hocam gerçekten elinize kaleminize sağlık benim gibi dil öğrenmeye karşı ön yargılı birisi için çok etkileyici oldu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version
%%footer%%