İngilizce öğrenenler için İngilizce yazılar, motivasyon, farkındalık, temel dersler ve kişisel gelişim yazıları

Uncategorized

Native speaker eğitmenler size uyar mı uymaz mı?

native speaker eğitmenler

Native speaker eğitmenler ile İngilizcenizi geliştirmek veya İngilizce öğrenmek için özel ders almanın işinize yarayacağını düşünüyorsanız. Lütfen okumaya devam edin.

İngilizceyi biraz bilen veya hiç bir şey bilmeyen bir öğrenci adayı bir dil eğitim kursuyla görüşmeye gittiğinde, orada yabancı hocaları görünce bu imaj ona çok cazip geliyor. Birebir eğitim verilen kurslarda da toplu sınıf eğitimlerinin verildiği kurslarda da öğrenciler direk yabancı hocayı tercih etme eğiliminde. Ancak genel olarak seviye tespitinde uygun bulunan öğrenciler yabancı hocalarla ders yapmaya daha müsaittir. Öğrencilerin Amerikalı ve İngiliz hocalara sempati duymalarından ötürü bir çok kurs bünyesinde Amerikalı veya İngiliz hocalar bulundurmak ister. Ancak çoğu kurs için bu yüksek maliyettir. Bu yüzden non-native yabancı eğitmenlere yönelirler.

Ancak çok dikkat! Siz yine de yabancı hocadan ders almaya henüz uygun olmayabilirsiniz. Ayrıca yabancı hoca nereli? Ana dili İngilizce olmayan bir yabancı mı? Afrikalı, Rus, Hint, Asyalı vs? Hayır onlardan bahsetmiyorum. Amerikalı veya İngiliz olan native speaker’lardan bahsediyorum. Veya Amerika veya İngiltere’de doğup büyüyen native speakerlar’da buna dahildir.

Sözel B2 düzeyde olduğunuza emin misiniz?

Sözel anlamda gerçekten B2 olan bir İngilizce bilenin yazılı seviyesinin de benzerlik göstermesi beklentimiz arasında. Bu seviyede olan öğrenciler için Native speaker eğitmenlerden ders almak çok faydalı. Çünkü buna hem ihtiyacınız var hem de bunun için en uygun seviye bu seviyedir. Native speaker’lar filmlerde gördükleriniz gibi konuşurlar. Ancak sizinle değil. Sizinle, derste daha basit ve anlaması kolay türde konuşurlar. Çünkü B2 ileri bir seviye olsa da sandığınız kadar ileri bir seviye değildir. Ve herkes tam anlamıyla B2 değildir. Kaldı ki, ana dil seslendirmesinde A1 seviyesindeki bir cümleyi bile anlayamayabilirsiniz. Ne demek istediğimi voscreen isimli uygulamayı indirip hemen şimdi kendiniz test edin. Uygulamada en temel seviyeden başlayın ve en basit cümleleri bile neden kaçırdığınızı kendiniz tespit edin. Anadil olgusu olduğunuz seviyeden bağımsız sesler olgusudur. https://englishturkiye.com/ingilizce-kelimelerin-okunusu-sesleri-anlamak/

Türkçesi B2 düzeyde olan bir arkadaşınız var mı?

Dilini hiç bilmediğiniz bir insana dil öğretmenin kolay olduğunu mu sanıyorsunuz? Veya siz Türkçe biliyorsunuz diye hiç Türkçe veya az Türkçe bilen birine Türkçe öğretebilir misiniz? Tabi ki de hayır. Türkçesi az olan bir arkadaşınız varsa siz de onunla sizi anlasın diye daha basit bir Türkçeyle konuşmaya özen gösterirsiniz. Çünkü dil günlük hayatınızda diğerleriyle veya Türkçesi az olan arkadaşınızla aranızda araçtır.

Türkçesi az olan biriyle konuşurken, iletişiminizde azar azar kopukluklar olur. Bu normaldir de! Karşınızdaki kişi her söylediğinizi anlamayabilir. Siz o kişi için Native speaker oluyorsunuz. Bu kişi sizinle dili araç olarak kullandığı için, iletişiminizde kopukluklar olsa da, o kişi yavaş yavaş kendisi sizin dilinizi kapacaktır. Ayrıca, bu iletişim sizin ona fiilen bir dil öğrettiğinizden değil, iletişimin doğasından edinilen sonuçtur. Ancak genel olarak en iyi arkadaşlarınız sizinle aynı dili konuşanlardandır.

Tam anlamıyla B2 seviyesinde olduğunuzda dahi olasılıklar

Çoğunlukla kağıt üstündeki İngilizce bilginiz veya cümle kurma kabiliyetiniz B2 düzeyinde olsa dahi, native bir speaker ile konuştuğunuzda çok çok basit şeyleri bile anlamadığınızı fark edebilirsiniz. Aslında filmlerde de konuşulan İngilizce sıklıkla basit düzeyde İngilizce seviyesinden ibarettir. Ancak onların dili seslendirme şekline alışkın değilseniz çok ileri seviye bir şey söylediğini sanırsınız. Çünkü native speaker eğitmenler sizinle Türk öğretmenlerden duyduğunuz ve alışık olduğunuz bir seslendirme ile konuşmazlar.

Tabi ki Amerikalı herhangi biriyle Amerikalı bir dil eğitmeninin konuşması arasında da farklar olacaktır. Ancak asıl mesele telaffuzun orijinaline maruz kalmaktır. Bu durumda telaffuz ve sessel ulamalar arasında kaybolursunuz. Hele ki işin içine eğitiminizde öğrenmediğiniz sokak İngilizcesi girerse dona kalırsınız. Çünkü yaşayan İngilizce ile öğrenilen İngilizce farklıdır. Ve ayrıca Amerikalı bir eğitmen sizin anlayabileceğiniz İngilizceye indirgeyebilse de sıradan bir Amerikalı vatandaş sizin anlayabileceğiniz türde konuşamayabilir. Eğitmenler genel olarak iletişim de iyidir. Amerikalı herhangi birini anlamak, genellikle, Amerikalı bir eğitmeni anlamaktan daha zordur. (Bu son paragraf gerçekte çok daha detaylıdır)

Native biri için İngilizceniz yetersiz kalabilir

Siz bir native speaker eğitmen ile derste dili araç olarak kullanıp iletişim kurmaya çalışabilirsiniz. Ancak B2 düzeyinde olsanız dahi bu eğitmenin her dediğini anlamayabilirsiniz. Herhangi bir Amerikalıyla aranızdaki ilişki sadece arkadaşlık ise ve sosyalleştiğiniz birisiyse hiç sorun yok! Gayette anlaşırsınız ama anlaşamasanız da anlaşırsınız. (Bazen anlaşmak için aynı dili konuşmak dahi yetmeyebilir orası da ayrı mesele) Ancak en ince detayları konuşamayabilir, anlamayabilir veya anlatamayabilirsiniz. Detaylar çok ehemmiyet teşkil etmiyorsa bu durumda iletişiminizde kullandığınız dil genelde araçtır. Anlamasanız da ‘he deyip geçersiniz’ çünkü bu durumda siz karşılıklı olarak iletişimdesiniz. Birbirinize bir şeyleri anlatamasanız da, dili araç olarak kullanmaya çalışırsınız.

Amerikalı kuzen örneği

Çok daha iyi bir örnek vereyim. Mesela, Amerika’da yaşayan akrabalarınız olduğunu farz edin. Bu akrabalarınız Türkiye’ye sizi ziyarete geliyor. Ve çocuklarıyla beraber geliyorlar. Örneğin kuzenleriniz olsun. Ancak kuzenleriniz Amerika’da doğup büyümüştür. Türkçeleri yeterince iyi olmayabilir. Kuzenlerinizin Türkçesinin yetersiz olduğu veya sizin İngilizcenizin yetersiz kaldığı bir durumla karşılaşabilirsiniz. Çünkü iletişimde onlar bildiği Türkçe kadar, siz de, bildiğiniz İngilizce kadar konuşursunuz. Yani dil sizin için bir araç. Bazı şeyleri anlamasanız da önemli değil! Zaten kuzensiniz 🙂

Native speaker eğitmenler ayrıca Dolar veya Pound demektir

İletişimin amaca, yani dil eğitimine dönüşmesi için, bir eğitmenle karşı karşıya gelmeniz gerekir. Bu durumda da yine dil seviyesi çok önem arz eder. Çünkü native bir eğitmenden ders alacaksanız anlaşamama ve iletişim kopukluğu gibi dezavantajlar olacaktır. Buna hazırsanız ve bazı eksik kalan noktaların sakıncası yoksa elbette Amerikalı bir eğitmenden ders almanızın hiç sakıncası yok. Ancak bunun maliyet tarafını karşılamazsanız, sizinle kuzeninizle kurduğunuz gibi bir iletişim kurmasını beklemeyin. Size ayrılan sürenin sonunda dersiniz bitecek. Bu onun için bazen sıkıcı bir süreç olsa da ayrıca onun işi. Türkiye’de özel ders veren Amerikalı eğitmenlerin saat ücreti minimum 50 dolar. İngiliz ise minimum 45 50 pound arası olacaktır. Bu da zamanın kuruna göre her zaman değişiklik gösterecek yüksek bir maliyettir.

Dikkat: Kurslardaki Amerikalı veya İngiliz olmayan ikinci dili İngilizce olan yabancı hocalardan bahsetmiyorum. Bunu bir kez daha hatırlatmak isterim.

Native speaker bir eğitmenin işi, size dili öğretmek ve onu pratik etme şansı sunmaktır. Onun amacı budur! Bu sizin açınızdan faydalı olsa da eğitmen açısından nasıl olduğu tartışılır. Çünkü siz onun dili araç olarak kullandığı arkadaşı değilsiniz. Zaten böyle olmadığı ve profesyonel birine ihtiyaç duyduğunuz için oradasınız. Amerikalı veya İngiliz arkadaşlarınızın olması için onların dilini konuşuyor olmanız gerekir. Veya onlarla aynı civarlarda çalışıyor olmanız gerekir. Bu durumda dil hem Amerikalı eğitmen hem de sizin aranızda amaçtır araç değildir. Çünkü size cümlelerin İngilizcede nasıl söylendiğini, kulağa nasıl geldiğini anlatmaya çalışacak. Kuralları hatırlatarak yanlışları bulmanız için çabalayacaktır. Bu durumda dil kesinlikle amaçtır. Tabi ki doğal olarak araç da denebilir çünkü o dili kullanıyorsunuz.

Lütfen şuna dikkat; Türkiye’de Türkçe öğretmenleriyle sokaktaki vatandaş aynı dili konuşuyor. Durum Amerikalı bir eğitmen ile herhangi bir Amerikalı arasındaki farkla aynıdır. Yani herkes Türkçe öğretemez ve ayrıca herkes İngilizce öğretemez. Öğretmenlerle dilin yapısını tanırsınız. Diğer insanlarla iletişim aracı olarak kullanırsınız. .

Amerikalı native speaker öğretmen daha fazla maliyettir

Amerika’daki bir eğitmen ile Türkiye’deki bir eğitmenin devletten aldığı maaş ülkenin ekonomik koşullarıyla da orantılı. Yani ikisi de öğretmen ama aldıkları maaşlar farklı. Amerika’da asgari ücret 1200 dolar iken Amerikalı İngilizce öğretmeni burada o paraya çalışmaz. Üniversite veya özel kolejlerde Amerikalı öğretrmen görme ihtimali daha fazladır. Ancak çok dikkat Amerikalı daha iyi bir öğretmendir demeye çalışmıyorum. Öğrencilerin maruz kalması gereken İngilizce için gerekli demeye çalışıyorum. Bir Amerikan firmasında veya Amerikalılarla sözlü iletişimin gerektiği bir yerde çalışıyorsanız bu bir avantajdır. Ancak bu kişiler de öğretmen değildir. Sonuç olarak native İngilizceye maruz kalıyorsanız bu kafi. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi konuşma eğitimini alabileceğiniz Amerikalı eğitmenlerin ders ücretleri minimum 50 dolar civarında.

Dilin araç olması için gerekenler

Ancak dili araç olarak kullanmak için kişinin sizinle aynı seviyede olması ve daha da ötesi bu kişinin günlük hayatınızın bir parçası olması gerekir. Yani dili, arkadaşınız, eşiniz veya ailenizle konuşurken araç olarak kullanırsınız. Derste Amerikalı hocayla iletişiminiz çoğunlukla amaçtır. Bu durumda hocanın her dediğini anlamayabilirsiniz. Veya hata yaptığınızda size yaptığınız hatayı bile kendi anadilinde anlatmaya çalışır. Bu durum vuku bulduğunda iletişimin kalitesi düşecektir. Çünkü daha basit bir şekilde size sizin dilinizdeki tam karşılığını söyleyip pratik bir şekilde takılmadan iletişimi sürdürme şansı yoktur. Sizin dilinizi bilmiyor.

Native speaker eğitmenler, sizinle bir diğer Amerikalı arkadaşıyla konuştuğu gibi konuşmaz. Amerikalı eğitmenlerin arkadaşlarıyla aralarında konuştuğu native seviye ile öğrencileriyle konuştuğu İngilizce seviyesi farklıdır. Native öğretmenler bunu ayarlama konusunda genel olarak ustadır. Sizle kendi anadillerinde, lügata uygun ve daha anlaşılır konuşmaya özen gösterirler.

Dilin amaç ve araç farkına daha basit bir örnek

Kendi ülkenizde yolda birine bir yeri sorduğunuzda veya kişinin size yeri tarif ederken kullandığı dil amaç değil araçtır. Amerika’da olsanız dili araç olarak kullanma doğası gereği, dili öğrenme şansınız daha yüksek. Ancak araç olarak kullanacak düzeyde olmanız gerekir. (Örneğin, Türkçesi az olan biriyle dedikodu yapamazsınız)

Native speaker eğitmenlerle cebelleşmek

Amerikalı eğitmenlerle de derste doğal olarak gelişen, ders dışı bir konuya istinaden söyleyecek bir şeyleriniz olduğunda, bunu nasıl söyleyebilirim diye soramazsınız ve cebelleşirsiniz. Çünkü iletişim orada kopar. Oysaki Türkçe bilen bir eğitmene bir şeyi sorup nasıl söylendiğini öğrenme şansınız daha yüksektir. Cambly ile İngilizce öğrenme süreci de yeterli düzeyde değilseniz benzer kopukluklarla geçecektir. Cambly ile kamera karşısında aldığınız derstede kamera karşısında cebelleşirsiniz. Cebelleşmek kaliteli bir iletişim değildir. Ancak dil eğitimi açısından baktığınızda elbette eşsiz bir deneyimdir.

Cambly ile günde 15 dakika ticari bir yaklaşımdır

Cambly platformu hakkında söyleyecek çok şey var. Orada ders verenlerin hepsi gerçekten deneyimli öğretmenler değiller. Çoğu yabancı hocadır. Ama hepsi Native speaker değildir. Dersler, yıllık programları alıp 1 yıllık peşin ödeme yapmazsanız birim başı çok pahalıya gelir. 1 yıllık ödeme yaptığınızda da pişman olursanız paranızı geri alma şansınızın peşinde koşarsınız. Cambly’nin 15 dakikalık cebelleşme oturumları daha az şikayetçi olmanız için tasarlanmıştır. Çünkü eğitmenlerin çoğu öğrenci ile iletişim kuramazlar ve bu her iki taraf için de sıkıcı olabilir. Bu sıkıcı süreci 15 dakikaya indirmek ticari açıdan çok mantıklı. Ancak dil öğrenmek isteyen bir profesyonel açısından 15 dakikayla dil öğrenim sürecinin (hiç yoktan iyi olsa da) ne kadar sürmesini beklersiniz? 5 yıl boyunca Cambly den ders mi alacaksınız?

Eğitimde hedef dil ve anadil tartışması

Dil eğitiminde temelde 2 yaklaşım vardır. 1- tümdengelimsel yaklaşım (deductive) 2 tümevarımsal yaklaşım (inductive). Bir çok yayın evi bu yaklaşımlar üstüne kurulu metodolojiler geliştirirler. Haricen, dil eğitiminde eğitimin kişilerin kendi anadilinde mi yoksa sadece hedef dilde mi olması gerektiği son 100 yıldır tartışılmakta olup bu tartışma son bulmayacaktır. Ve değişik metodolojiler gündeme gelmektedir. Bu yazının konusu tabiki bu değil çünkü bu konu çok çok uzun ve öğrenci tarafından anlam teşkil etmeyen ancak öğretmen tarafından anlaşılmış olması gereken bir konudur.

Native speaker eğitmenler yerine iki dile hakim öğretmenleri tercih edin

Söz konusu dil örneğin İngilizceyi öğrenmekse Türk eğitmenler hem Türkçe hem de İngilizceyi değiş tokuş ederek pratik olarak iki yaklaşımı da sunabilme avantajına sahiplerdir. Çoğunlukla İngilizce ama hassas noktalarda Türkçe anlatarak netleştirmek öğretmen için değil öğrenci için önemlidir. Amerikalı bir öğretmen size present perfect gurubundaki zamanların kurallarını yazılı olarak gösterebilir. Ama bunu tam manasıyla size anlatamaz. Çünkü Türkçede olmayan bir zaman gurubunun İngilizce anlatılarak öğrenimi mümkün olmayacaktır. Sizin öncelikle bu zaman gurubunun kendi dilinizde olmadığını fark etmeniz gerekir. Bunu da size en iyi Türkçe bilen öğretmenler anlamlandırabilir. Çünkü mükemmel bir dil eğitimini size her ikisine iyi derecede hakim olan bir öğretmen daha rahat sunabilir.

Native speaker eğitmenler ile çalışmaya hazır olduğunuza siz karar verin

Native speaker eğitmenler ile çalışmaya karar vermek gerçekten çok profesyonel bir karardır. Mesela kim için uygundur? Diyelim ki yıllardır İngilizceyi iletişim dili olarak çok iyi derecede kullanan bir yönetici veya çalışansınız. İşte bu seviyede olan biriyseniz iyi İngilizce bildiğinizin farkındasınızdır! Ama emin olun neyi bilmediğinizi veya eksiğinizin ne olduğunu da en iyi siz bilirsiniz. Siz Türk öğretmenlerle çalışması gereken profilde biri olabilirsiniz ancak her Türk eğitmen sizi mutlu etmeyebilir. Çünkü siz zaten yıllardır anadili İngilizce olan insanlarla konuşmaya alışkın olduğunuz için Türk eğitmenlerin yalın telaffuzundan fazlasına ihtiyaç duyarsınız. Amerika’da yetişmiş bir Türk İngilizce öğretmeni sizin için nokta atışı çözüm olabilir. Bugüne kadar Türkçenizi geliştirmek hiç aklınıza gelmiş miydi? Türkçedeki eksiğinizin ne olduğunun farkında mısınız? Ana dil düzeyinizden memnun musunuz? Türkçenizi geliştirmek isteyen bir Türk olarak kime başvururdunuz?

Dip not: Dil eğitimi belli bir aşamadan sonra genel anlamda kişisel gelişim meselesidir.

Bir Cevap Yazın