İngilizce Sporlar (Sports)
netball
İngilizce kelime dağarcığınızı geliştirmek ve kalıcı öğrenme sağlamak için hazırladığımız kelime kartları (flashcards) serimizde bu kez İngilizce Sporlar (Sports) konusunu ele alıyoruz.
Kelimelerin doğru telaffuzlarını dinlemek için galerideki görsellerin üzerine tıklayabilir ve tam ekran modunda sağa-sola kaydırarak kelimeler arasında rahatça gezinebilirsiniz. Ayrıca galerinin hemen altındaki butona tıklayarak her bir spor dalı için özel olarak hazırladığımız örnek cümleleri görebilirsiniz.


















































Sporlar Listesi: İngilizcesi, Türkçesi ve Okunuşu
Kartlardaki 50 spor adını Türkçe karşılıkları, okunuşları ve kısa örnek cümlelerle aşağıda bulabilirsiniz. Okunuşlar Türk harfleriyle yaklaşık olarak yazılmıştır; doğru telaffuzu duymak için yukarıdaki kartlara tıklayın.
| İngilizce | Türkçe | Okunuşu | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| netball | netbol | netbol | Netball is similar to basketball. (Netbol basketbola benzer.) |
| jet skiing | jet ski | cet skiing | We went jet skiing on holiday. (Tatilde jet ski yaptık.) |
| skiing | kayak | skiing | I go skiing every January. (Her ocak ayında kayağa giderim.) |
| badminton | badminton | bedmintın | Let’s play badminton after school. (Okuldan sonra badminton oynayalım.) |
| skydiving | serbest paraşüt | skaydayving | Skydiving is not for me. (Serbest paraşüt bana göre değil.) |
| weightlifting | halter | veytlifting | He does weightlifting at the gym. (Spor salonunda halter çalışıyor.) |
| baseball | beyzbol | beysbol | Baseball is very popular in Japan. (Beyzbol Japonya’da çok popülerdir.) |
| American football | Amerikan futbolu | ımerikın futbol | My cousin plays American football. (Kuzenim Amerikan futbolu oynuyor.) |
| karate | karate | kıraati | She does karate twice a week. (Haftada iki kez karate yapıyor.) |
| aerobics | aerobik | erobiks | My mum does aerobics every morning. (Annem her sabah aerobik yapar.) |
| darts | dart | darts | Do you want to play darts? (Dart oynamak ister misin?) |
| soccer | futbol (ABD) | sakır | We play soccer on Saturdays. (Cumartesileri futbol oynarız.) |
| bowling | bowling | bouling | Let’s go bowling tonight. (Bu akşam bowlinge gidelim.) |
| swim (swimming) | yüzmek (yüzme) | svim | I go swimming every Sunday. (Her pazar yüzmeye giderim.) |
| Australian rules (football) | Avustralya futbolu | ostreyliın ruulz | Australian rules is played on an oval field. (Avustralya futbolu oval bir sahada oynanır.) |
| softball | softbol | softbol | Our school has a softball team. (Okulumuzun bir softbol takımı var.) |
| rollerblading | paten kaymak | roulırbleyding | Rollerblading in the park is fun. (Parkta paten kaymak eğlencelidir.) |
| table tennis | masa tenisi | teybıl tenis | Can you play table tennis? (Masa tenisi oynayabilir misin?) |
| tennis | tenis | tenis | He plays tennis with his father. (Babasıyla tenis oynuyor.) |
| figure skating | artistik patinaj | figır skeyting | I love watching figure skating. (Artistik patinaj izlemeye bayılırım.) |
| kendo | kendo | kendo | Kendo fighters wear armour. (Kendo sporcuları zırh giyer.) |
| snowboarding | snowboard | snoubording | We went snowboarding in Uludağ. (Uludağ’da snowboard yaptık.) |
| wakeboarding | wakeboard (tekneyle çekilen su sporu) | veykbording | Wakeboarding needs strong legs. (Wakeboard güçlü bacaklar ister.) |
| ski jumping | kayakla atlama | skii camping | Ski jumping is an Olympic sport. (Kayakla atlama bir olimpik spordur.) |
| croquet | kroket | kroukey | They are playing croquet in the garden. (Bahçede kroket oynuyorlar.) |
| golf | golf | golf | My boss plays golf on Sundays. (Patronum pazarları golf oynar.) |
| working out | spor yapmak, antrenman | vörking aut | I’m working out to get stronger. (Güçlenmek için spor yapıyorum.) |
| handball | hentbol | hendbol | Handball is popular in Türkiye. (Hentbol Türkiye’de popülerdir.) |
| cricket | kriket | krikit | Cricket matches can last for days. (Kriket maçları günlerce sürebilir.) |
| dodgeball | yakar top | dacbol | We played dodgeball in PE. (Beden eğitimi dersinde yakar top oynadık.) |
| ice hockey | buz hokeyi | ays haki | Ice hockey players skate very fast. (Buz hokeyi oyuncuları çok hızlı kayar.) |
| rugby | ragbi | ragbi | Rugby is a rough sport. (Ragbi sert bir spordur.) |
| wrestling | güreş | resling | Wrestling is a traditional sport in Türkiye. (Güreş Türkiye’de geleneksel bir spordur.) |
| rowing | kürek | rouing | She joined the rowing club. (Kürek kulübüne katıldı.) |
| surfing | sörf | sörfing | Surfing is hard for beginners. (Sörf yeni başlayanlar için zordur.) |
| boxing | boks | boksing | He watches boxing on TV. (Televizyonda boks izliyor.) |
| athletics | atletizm | etletiks | She won a medal in athletics. (Atletizmde madalya kazandı.) |
| sumo | sumo güreşi | suumo | Sumo wrestlers are very heavy. (Sumo güreşçileri çok ağırdır.) |
| basketball | basketbol | beskitbol | Let’s play basketball after lunch. (Öğle yemeğinden sonra basketbol oynayalım.) |
| lacrosse | lakros | lıkros | Lacrosse players use a stick with a net. (Lakros oyuncuları fileli bir sopa kullanır.) |
| diving | dalış, atlama | dayving | He took up diving last summer. (Geçen yaz dalışa başladı.) |
| horse riding | binicilik, ata binmek | hors rayding | Horse riding is an expensive hobby. (Binicilik pahalı bir hobidir.) |
| lawn bowls | çim bowlingi | lon boulz | My grandparents play lawn bowls. (Büyükannemle dedem çim bowlingi oynar.) |
| boogie boarding | boogie board (yüzüstü dalga sörfü) | bugi bording | Boogie boarding is easier than surfing. (Boogie board sörften daha kolaydır.) |
| rock climbing | kaya tırmanışı | rok klayming | Rock climbing is my new hobby. (Kaya tırmanışı yeni hobim.) |
| volleyball | voleybol | volibol | Türkiye has a strong volleyball team. (Türkiye’nin güçlü bir voleybol takımı var.) |
| kickboxing | kick boks | kikboksing | Kickboxing keeps me fit. (Kick boks beni formda tutuyor.) |
| judo | judo | cuudou | He has a black belt in judo. (Judoda siyah kuşağı var.) |
| gymnastics | jimnastik | cimnestiks | Many gymnasts start gymnastics very young. (Birçok jimnastikçi jimnastiğe çok küçük yaşta başlar.) |
| skateboarding | kaykay | skeytbording | Skateboarding is allowed in this park. (Bu parkta kaykay yapmak serbest.) |
Türkler Buna Dikkat Etmeli: Play, Go ve Do
Türkçede “futbol oynamak, kayak yapmak, karate yapmak” deriz; İngilizcede ise spora göre üç farklı fiil kullanılır. Bu yüzden do football ya da play skiing gibi ifadeler yanlıştır. Ayrıca “futbol” için İngiltere’de football, Amerika’da soccer denir.
- play + topla veya rakiple oynanan oyunlar: play tennis, play basketball, play darts
- go + -ing ile biten sporlar: go skiing, go swimming, go surfing, go bowling
- do + dövüş sporları ve bireysel aktiviteler: do karate, do judo, do aerobics, do gymnastics
- What sports do you do? – Hangi sporları yapıyorsun?
📄 İngilizce Sporlar (Sports) – ücretsiz PDF
Bu listeyi Türkçe karşılıkları, okunuşları ve örnek cümleleriyle birlikte PDF olarak indirebilir, yazdırıp çevrimdışı çalışabilirsiniz.
📖 Tüm Kelimeler İçin Örnek Cümleleri Göster
Netball is a popular team sport played mostly by women.
Jet skiing on the lake is my favorite summer activity.
We go skiing in the mountains every winter.
We played a quick game of badminton in the garden.
Skydiving from a plane was the most thrilling experience of my life.
Weightlifting is an important part of his fitness routine.
He hit a home run in the final inning of the baseball game.
American football is a very popular sport in the USA.
She practices karate for self-defense and discipline.
She stays fit by doing aerobics three times a week.
We played darts at the local pub with some friends.
Soccer is known as the most popular sport in the world.
I knocked down all the pins and got a strike in bowling.
I like to swim in the ocean during the summer holidays.
Australian rules football is a fast and physical game.
We played a friendly game of softball at the picnic.
We went rollerblading in the park on a sunny afternoon.
Table tennis is a very fast and reflex-based indoor game.
We watched the tennis finals on television yesterday.
Her performance in figure skating was truly beautiful.
Kendo is a traditional Japanese martial art using bamboo swords.
Snowboarding is very popular among teenagers in the winter.
Wake boarding on the lake requires good balance.
Ski jumping looks extremely dangerous but very exciting.
They played a relaxing game of croquet on the lawn.
He spent his Sunday afternoon playing a round of golf.
She is working out at the gym to stay healthy.
Handball is a fast-paced team sport played indoors.
Cricket is a very popular sport in England and India.
The children love playing dodge ball during recess.
Ice hockey is a rough and fast winter sport.
Rugby is a tough sport that requires teamwork and endurance.
Wrestling is one of the oldest forms of combat sports.
The rowing team practices on the river every morning.
He travels around the world to find the best waves for surfing.
The boxer trained for months before the big match.
He won a gold medal in athletics at the summer games.
Sumo wrestling is a traditional and highly respected sport in Japan.
Michael Jordan is one of the greatest basketball players ever.
Lacrosse is a fast sport played with a stick and a ball.
She executed a perfect dive into the pool.
She goes horse riding every weekend in the countryside.
Older people often enjoy a game of lawn bowls.
The kids had fun boogie boarding at the beach.
Rock climbing requires a lot of upper body strength.
We set up a net on the beach to play volleyball.
Kickboxing is a great way to improve your stamina.
He earned his black belt in judo after years of practice.
Gymnastics requires a lot of flexibility and strength.
He loves doing tricks while skateboarding in the empty pool.