Past Perfect Tense: Geçmişin de Bir Geçmişi Var (“-mişti”)
Past Perfect, geçmişteki iki olaydan önce olanını işaretler: had + V3. Türkçedeki “-mişti” karşılığı, before ve after ile kullanımı, dolaylı anlatımdaki yeri; ayrıca en sık yapılan iki hata: gereksiz kullanım ve “had”in sahiplik ile karıştırılması.
Merhaba! Bu seride geçmişi anlatan iki zaman gördük: olayları sıraya dizen Simple Past ve sahneyi dondurup içine bakan Past Continuous. Şimdi üçüncüsüne geliyoruz ve bu, ilk duyduğunda insanı şaşırtan bir fikre dayanıyor: geçmişin de bir geçmişi vardır.
İyi haber şu ki bu fikir bize hiç yabancı değil. Türkçede çok net bir karşılığı var: “-mişti”. “Gitmişti”, “yemişti”, “çıkmıştı”… Bu ekin kendisi zaten “bundan da önce olmuştu” demektir.
Past Perfect Tense’in Matematiksel Dizilimi
Formül: Özne + had + Fiilin 3. Hali (V3)
Burada da işi kolaylaştıran bir durum var: had bütün özneler için aynıdır. I had, he had, they had… has yok, have yok. Tek kelime, tek hal.
- Olumlu: They had left before I arrived. (Ben varmadan önce gitmişlerdi.)
- Olumsuz: I hadn’t seen that film before. (O filmi daha önce görmemiştim.)
- Soru: Had you finished your work? (İşini bitirmiş miydin?)
Konuşmada had de kısalır: I'd left, she'd gone. Bunu would‘un kısaltmasıyla karıştırmayın; hangisi olduğunu arkasından gelen fiil söyler. V3 geliyorsa had‘dir, yalın fiil geliyorsa would.
Ne Zaman Kullanılır? (En Önemli Kısım)
1. Geçmişteki iki olaydan önce olanı
Past Perfect’in asıl işi budur. Geçmişte iki olay varsa, daha önce olanı Past Perfect, sonra olanı Simple Past olur.
When I got to the station, the train had left.(İstasyona vardığımda tren gitmişti.)
Bu cümleyi Past Continuous yazısındaki örnekle yan yana koyarsak İngilizcenin ne kadar hassas olduğunu görürsünüz:
The train had left.→ Ben gelmeden tren çoktan gitmişti. Treni kaçırdım.The train left.→ Ben geldim, sonra tren kalktı. Trene yetiştim.The train was leaving.→ Ben geldiğimde tren tam hareket halindeydi. Kıl payı.
Üç cümle, üç ayrı hikaye. Fark sadece fiilin halinde.
2. Before, after ve by the time ile
She had already eaten before we arrived.(Biz varmadan önce çoktan yemişti.)By the time the police came, the thief had escaped.(Polis geldiğinde hırsız kaçmıştı.)
Bu zamanla sık gördüğünüz zarflar: already, just, never, yet. Hepsi de had ile V3‘ün arasına girer: I had just finished.
3. Dolaylı anlatım (birinin söylediğini aktarırken)
Birinin söylediği cümleyi aktarırken İngilizce zamanı bir basamak geriye kaydırır. Simple Past cümleler bu yüzden Past Perfect’e dönüşür.
- Ali: “I lost my phone.” →
Ali said he had lost his phone.(Ali telefonunu kaybettiğini söyledi.)
Dikkat: Her “Önce Olan” Past Perfect Olmak Zorunda Değil
İşte bu zamanla ilgili en yaygın hata, bildiğiniz hatalardan farklı: öğrenciler onu gereğinden fazla kullanır. Kuralı öğrenince her geçmiş cümlesinde sıra aramaya başlarız.
Oysa şu çok önemli: cümlede sırayı zaten belli eden bir bağlaç varsa, Past Perfect’e gerek kalmaz. before ve after kelimeleri hangi olayın önce olduğunu kendi başlarına söyler.
After I finished my homework, I went out.(Ödevimi bitirdikten sonra dışarı çıktım.) — Gayet doğru.had finisheddemek de yanlış değil, ama gereksiz.I woke up, had breakfast and went to work.— Sıralı olaylar. Burada Past Perfect’in hiç işi yok.
Past Perfect’i asıl ihtiyacınız olduğunda kullanın: anlatım sırası ile olay sırası birbirini tutmadığında. “İstasyona vardım” derken önce gelen olayı (trenin gitmesi) sonradan söylüyorsanız, okuyucuyu uyarmak için had gerekir.
Dikkat: Yardımcı Fiil “had” ile Sahiplik “had” Aynı Şey Değil
Simple Past yazısında fiil ile durumu ayırmanın önemine değinmiştim. Burada da benzer bir tuzak var çünkü had kelimesi iki ayrı iş yapar.
I had a car.→ Buradahad,havefiilinin geçmiş hali. Anlamı: bir arabam vardı. Bu Simple Past’tır.I had bought a car.→ Buradahadyardımcı fiil. Anlamı: bir araba almıştım. Bu Past Perfect’tir.
Ayırt etmek çok basit: had‘in arkasından fiilin 3. hali geliyorsa Past Perfect’tesiniz. Bir isim geliyorsa sadece sahiplikten bahsediyorsunuz demektir.
Bu arada ikisi aynı cümlede de buluşabilir: I had had that car for ten years before I sold it. (O arabayı satmadan önce on yıldır bendeydi.) Kulağa tuhaf geliyor ama gayet doğrudur.
Kendini Test Et
Boşlukları Past Perfect veya Simple Past ile doldurun.
- When we arrived at the cinema, the film ________ (already / start).
- She ________ (call) me, and then I ________ (leave) the house.
- He told me that he ________ (never / visit) İstanbul before.
Cevaplar: 1. had already started — 2. called / left (sıralı olaylar, Past Perfect gereksiz) — 3. had never visited
Sonuç
Past Perfect, Türkçe konuşanlar için aslında kolay bir zaman; çünkü “-mişti” ekini zaten doğal olarak kullanıyoruz. Zor olan kısım, onu ne zaman kullanmayacağımızı bilmek. Olaylar zaten sırayla anlatılıyorsa Simple Past yeter; Past Perfect sadece sırayı bozduğunuzda devreye girer.
Geçmişi anlatan diğer iki zaman için Simple Past Tense ve Past Continuous Tense yazılarına göz atmanızı öneririm. Üçünü birlikte gördüğünüzde geçmiş zamanın tüm haritası çıkar.
Konuyu boşluk doldurma, çoktan seçmeli ve kelime sıralama alıştırmalarıyla pekiştirmek isterseniz, bu dersin interaktif ve egzersizli hali lexiturbo.com’da: Past Perfect Tense dersi ve alıştırmaları.