Podcast Episode: İngilizcenin İ’sini Bilmeyenler İçin

0
lexiturbo-feature-graphic

Pip: ENGLISHTURKIYE — where the question isn't whether you should learn English, it's whether you've been doing it in the most unnecessarily painful way possible.

Mara: Harun Güçlü'nün bu bölümde ele aldığı konu tam olarak bu: sıfırdan İngilizce öğrenmek isteyenler için nerede başlanacağını, nasıl ilerleneceğini ve dilin mantığının nasıl kavranacağını anlatan bir yaklaşım.

Pip: Yani "nereden başlasam" sorusunun cevabını arıyorsanız, doğru yere geldiniz. Gelin Lexiturbo'nun buna nasıl yaklaştığına bakalım.

İngilizcenin İ'sini Bilmeyenler İçin

Mara: Sıfırdan İngilizce öğrenmek isteyenlerin önündeki ilk engel genellikle şu sorudur: zaten bir şeyler biliyorsam baştan mı başlamalıyım, yoksa bildiğim yerleri atlayabilir miyim?

Pip: Lexiturbo'nun cevabı net. Giriş ekranında şunu söylüyor: "Derslere başlamadan önce seviyenizi belirlemenizi öneririz. Seviye Tespit Sınavı zorunlu değildir ama bildiğiniz tüm seviyeleri tek tıkla geçebilirsiniz. Veya sıfırdan başla diyerek temelden adım adım ilerleyebilirsiniz."

Mara: Yani karar tamamen öğrencide. 56 soruluk sınav, A0'dan B2'ye kadar bildiğiniz seviyeleri belirliyor; sonucunuza göre doğrudan C1'den bile başlayabiliyorsunuz. Boşa harcanan zaman yok.

Pip: Peki seviyeyi belirledikten sonra ne oluyor — serbest mi bırakılıyorsunuz?

Mara: Tam tersi. Sistem zincirleme çalışıyor. Post bunu şöyle açıklıyor: "Eğitim müfredatımız sıkı bir zincirleme sistemine dayanır. Bir sonraki dersin kilidini açmak için, bulunduğunuz dersteki Öğretmen Notunu okumalı ve Egzersizleri başarıyla tamamlamalısınız."

Pip: Yani ders atlama yok — ki dürüst olalım, ders atlamak zaten öğrenmeyi değil, öğrenmiş görünmeyi sağlar.

Mara: Tam olarak. Ve bu yapının üstüne bir de dil engeli sorunu ekleniyor: sıfırdan başlayanların en büyük korkusu, anlatımın İngilizce olması. Lexiturbo bunu şöyle ele alıyor: "Dersler yüzde yüz Türkçe anlatımlı olup ana dili Türkçe olan birinin gözünden başlangıç, orta ve ileri düzeye kadar bu kurguda ilerler ve dilin mantığını egzersizlerle hafızaya mühürlemeyi hedefler."

Pip: Ezber değil, mantık. Bu fark küçük görünüyor ama öğrenme sürecinde her şeyi değiştiriyor.

Mara: Sonuç olarak sistem üç şeyi bir arada sunuyor: bildiğiniz yerleri atlatan bir sınav, boşluk bırakmayan zincirleme bir müfredat ve Türkçe düşünme biçimiyle karşılaştırmalı anlatım. Günde beş ila on dakika yeterli deniyor.

Pip: Bir de günün kelimesi özelliği var — sesli telaffuz, köken bilgisi ve örnek cümleyle. Küçük bir dokunuş ama her gün tekrarlanan küçük dokunuşlar birikirken, dil de birikmeye başlıyor.

Mara: Dil öğreniminde yapı ve süreklilik birlikte çalışıyor — bu bizi bir sonraki soruya götürüyor: peki bu süreklilik nasıl alışkanlığa dönüşür?


Pip: Sıfırdan C1'e giden yolun haritası çıktı ortaya. Yapı belli, dil belli, süre belli.

Mara: Geriye kalan tek şey başlamak. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir