İngilizce Öğrenimine Başlamadan Önce Bilmeniz Gerekenler: Konuşma Akıcılığına Giden Yol
- İngilizce öğrenimi
- 14 Ocak 2014
- Yorum yaz
- 791 kez görüntülendi
Dil öğreniminde en zorlu ve en geç edinilen beceri şüphesiz konuşmaya başlamaktır. Ancak bu “konuşma” aşamasının zorlayıcı gelmesi sizi şaşırtmasın, çünkü dil öğrenme süreci zaman ve sabır gerektiren doğal bir olgudur. Gelişen teknoloji ve yenilikçi hızlı dil öğretim metotları ne kadar yaygınlaşsa da, akıcı konuşmayı öğrenmek belli bir zaman dilimini kesinlikle aşacaktır. Elbette, istisnai dil zekasına sahip kişiler için durum biraz farklıdır. Bu “dil zekası”nın ne anlama geldiğini veya böyle yeteneğe sahip kişilerin bunu nasıl keşfettiğini sorgulasak da, çevremizde bu tür özel yeteneklere sahip bireylerin var olduğunu biliyoruz. Çok sık karşılaşmasak da, bu yetenekli insanlar aramızda.
Pek çoğumuz için, hedef yabancı dilin konuşulduğu ülkeye seyahat etmeden o dili ana dil seviyesinde öğrenmek adeta imkansız gibi görünür. Ancak ne mutlu ki, gerçek durum böyle değildir. Zira çevremizde bu algıyı yıkan birçok başarılı örnek mevcut. Tarihte sayısız isim, edebiyat dünyasının ünlü eserlerini kaleme almadan önce İngilizce konuşulan topraklara hiç adım atmamış; yine de büyük başarılara imza atmışlardır. Sadece yazarlar veya edebiyatçılar değil, farklı disiplinlerden birçok insan da bu dil öğrenme başarısını göstermiştir.
Peki, anadil seviyesi nedir? Bir dilin ana dil düzeyinde öğrenilmesi hangi aşamadan sonra bu şekilde adlandırılabilir gibi sorular zihnimizde canlansa da, şimdilik şunu kabul edelim; Kendi ana dilimizdeki kadar rahat ifadeler kullanabilmek ve düşüncelerimizi akıcı bir şekilde aktarabilmek ‘ana dil düzeyi’ olarak tanımlanabilir.
Şimdi kendimize sormamız gereken önemli bir soru daha var: Bir dili gerçekten öğrenmiş sayılmak için mutlaka ana dil seviyesine ulaşmak mı gerekir? Bu sorunun cevabı kısaca ”hayır” olmalıdır. Zaten dil öğrenimine başlayan büyük bir çoğunluk, eğitimine ille de ana dil düzeyine ulaşma ön şartıyla başlamaz. Çoğu öğrenci ya ulaştığı seviyede tatmin olur ya da öğrenim sürecine devam eder. Unutulmamalıdır ki, dünyada insanlara ana dil düzeyinde yabancı dil öğreten standart bir metot yoktur. Çünkü ana dil düzeyindeki bir yabancı dil seviyesi ‘öğretilmez’, daha çok kişisel deneyimler ve yoğun pratikle ‘edinilir’.
Şimdi kendimiz için daha somut öğrenme kaynakları ve etkili çözümler arıyorsak ne yapmalıyız, dil öğrenme süreçleri nasıl işler, biraz da bunlara değinelim. Başlamayı düşündüğünüz dil kursu neresi olursa olsun, öğrenim sürecinize kişisel olarak yeterli ilgi ve rehberlik sunulduğundan kesinlikle emin olmalısınız. Zira özellikle başlangıç aşamasında sorulacak pek çok sorunuz ve ihtiyacınız olabilir.
Genel olarak dil öğreniminde süreç şu şekilde başlar:
Öncelikle, çok temel birkaç kelime ve dilin temel yapı taşları öğretilir. (Dilin temelini oluşturan bu ‘yapı taşları’ ve benzeri kritik noktalara ilerleyen yazılarımızda daha detaylı değineceğiz.) Başlangıç aşamasındaki bir öğrenci için, öğrendiği unsurların dilin yapı taşı olup olmadığını veya bunların stratejik önemini idrak etmesi zaman alabilir. Belli başlı kelimeler ve bu temel yapı taşlarından sonra, hazır soru kalıpları ve günlük ifadeler öğretilir. Bu kalıplarla birlikte öğrenilen kelime dağarcığı hızla artar. Zamanla, öğrencinin zihninde dilin genel mantığı ve işleyişi filizlenmeye başlayacaktır ki dil edinimi sürecinin en kritik kısmı da budur. Sonraki aşamada, bu öğrenim sürecine çok yüzeysel gramer bilgisi (dil bilgisi kuralları) eklenmeye başlar. Gramer, dilin cümleleri ve ifadeleri nasıl bir araya getirdiğini anlamamızı sağlayan adeta bir tür matematik gibidir. Başlangıçta ‘yapı taşı’ olarak adlandırdığımız konular aslında gramerle yakından ilişkilidir. Ancak dil öğrenme psikolojisinde gramer, sanki öğrenilen dilden tamamen bağımsız bir konuymuş gibi algılansa da, aslında dil öğreniminin her aşamasında karşımıza çıkacak temel bir unsurdur. Özellikle bazı direkt öğretim yöntemlerinde gramer konusu oldukça yüzeysel geçilip, öğrenciye konuşma pratiği sırasında sözlü olarak yerleştirilir ki bu yaklaşım genellikle en etkili olanıdır.
Yeterli zaman geçtikten, zengin bir kelime bilgisi, çeşitli soru kalıpları ve temel gramer konuları öğrenildikçe, dilin genel mantığı da yavaş yavaş zihninizde yer etmeye başlayacaktır. Bu başlangıç aşamasına kadar olan süreç tamamlandığında, uluslararası standartlarda “Elementary” seviyesini bitirmiş olursunuz. Unutmayın ki, dil öğrenme yolculuğunun en zorlayıcı kısmı genellikle bu ilk seviyeyi tamamlamaktır. Bu eşiği aştıktan sonra, ilerlemenin adeta çorap söküğü gibi kolaylaştığını kendi deneyimlerinizle fark edeceksiniz. Sonraki aşamalarda ise sırasıyla “Intermediate”, “Upper Intermediate” ve “Advanced” seviyelerini tamamlamak hedeflenir. Teorik bir yaklaşımla bakıldığında, “Intermediate” seviyesi, günlük yaşamda ve farklı konularda kendini yeterince ifade edebilmek için çoğu kişi adına yeterli kabul edilir. Daha ileri seviyeler için ise kişisel ihtiyaçlarınız ve hedefleriniz doğrultusunda kendi kararınızı verebilirsiniz.
Henüz yorum yapılmamış.