Bu blog sitemde toplamda 80 gönderi paylaşıldı
Anasayfa » İngilizce öğrenimi » Neden İngilizce öğrenemiyoruz ? Gerçekten öyle mi?

Neden İngilizce öğrenemiyoruz ? Gerçekten öyle mi?

Neden İngilizce öğrenemiyoruz ? Gerçekten öyle mi?

“Neden İngilizce öğrenemiyoruz?” başlığıyla oturmuş bu algı kesinlikle doğru değil. Öyle bir şey yok. Aslında gayet de güzel öğreniyoruz. Ancak söylemesi ayıp olacak ama öğrenemeyenlerin tembelliği, öğrenebilenlerin çalışkanlıklarından daha fazla olduğu için ve zaten bu algının da toplumun geneline mal edilmesinden ve dahası, hâlihazırdaki tembelliğin de çoğunluğun işine gelmesinden kaynaklı yanlış bir bilinç oluşmuş durumda. Dolayısıyla asıl soru “Neden İngilizce öğrenemiyoruz?” değil, “Neden İngilizceyi gerektiği kadar çalışmıyoruz?” olmalı.

Oysaki ülkemizde müthiş düzeyde İngilizce bilen çok insan var ve onlarla gurur duyuyorum. Ancak evet, Türkiye nüfusuna göre bilen sayısı bilmeyene göre daha az. Üstelik bu öğrenemediğimiz algısı, öğrenilmiş çaresizlikten başka bir şey değil. Biz de bunu böyle kabul etmişiz. Yani nasıl olsa biz İngilizce öğrenemiyoruz, o hâlde ben de çalışmayayım! Çünkü çalışsam da biz öğrenemiyormuşuz deyip bu algıya inanmayı daha kolay buluyoruz ve vazgeçiyoruz. Televizyonda dahi (hem de CNN Türk kanalında) “Neden İngilizce öğrenemiyoruz?” gibi konuların haber yapıldığını gördük. Hâl böyle olunca gerçekten de “öğrenemiyoruz” olgusuna karşı toplu bir sempati bilinci gelişiyor.

Bazılarına göre ülkedeki eğitim sistemi hatalı ama bu köklü ve başka bir tartışma konusu. Çünkü bence direkt olarak eğitim sistemiyle alakalı değil. Ama elbette dolaylı olarak eğitimden kaynaklı bazı dinamikler de söz konusu.

Kaldı ki, eğitim sistemiyle alakalıysa, hadi devlet okulları da bir yana… Bu ülkede son 30 yıldır özel dil eğitim kursları ve kolejler yok mu? Özel kurslar ve kolejler de mi 30 yıldır bu İngilizce öğrenme meselesini çözemedi? Demek ki sorunu sadece eğitim sisteminde aramak da doğru değil.

Öğrenenler nerede öğreniyor? Veya hepsi yurt dışında mı öğreniyor? Elbette yurt dışında eğitim almak büyük avantaj ama emin olun istisna olsa da yurt dışında olduğu hâlde öğrenemeyen çok sayıda insan da var. Ayrıca herkesin yurt dışına çıkmak için uygun bütçesi yok.

Kaldı ki matematikte, fizikte, kimyada dünya birincisi miyiz ki? “Neden matematik öğrenemiyoruz, neden fizik öğrenemiyoruz?” diye bir algı neden yok? E tabi biraz abarttım elbette, herkes fizikçi, matematikçi veya programcı, kodlamacı olacak diye bir kaide yok. Ama eğitim görmüş kişilerden en azından İngilizce yabancı dil bilmesi dünyadaki herkesten bekleniyor.

Profesyonel bir dil eğitmeni olarak benim görüşüm:

Neden İngilizce öğrenemiyoruz olgusunun gelişmesinin en temel nedeni, öğrenci adaylarının İngilizce eğitimlerini yarıda bırakması, üstünkörü bir yaklaşım sunmaları veya anlamadan ilerlemeleridir. Hal böyleyken öğrencilerin dersle bağlantıları kopuyor. Ayrıca öğrenciler diğer bütün dersleri ders olarak görüp çalıştığı kadar İngilizce için ders çalışmıyor. Kabaca ve sınırlı olmamakla birlikte okul yıllarımıza kabataslak değinerek ilerlemek isterim.

ilk öğretim ve lise yıllarının ardından üniversitede dahi neden İngilizce öğrenemiyoruz

Aşağıdaki birkaç paragrafta bahsettiklerimin çok fazla değişkeni olduğunu bilerek okumanızı rica ediyorum. Çünkü yazarken ister istemez özetlemek ve anlaşılır örnekler vermek gerektiği için yuvarlak hesaplarla yazdığımı göz önünde bulundurun, keza herkesin deneyimine tekabül eden şeyler yazamadığımın farkındayım.

Özellikle ilk orta ve lise dönemlerinde İngilizceyi ihtiyaç olarak değil, tarih, coğrafya, matematik vs gibi geçilmesi gereken bir ders olarak gördük. Yani o yaşlarda okula gitmeye bile isteksizdik. Bir de üstüne zaten hiç anlamadığımız İngilizce olgusu geçmek zorunda olduğumuz dersen öteye gidemedi. Ayrıca ve çünkü öğrenci en azından coğrafya veya tarih hocasını da dinlemiyordu ama dinlerse anlıyordu. Ancak İngilizce hocasını dinlese dahi anlamıyordu.

Üstelik o eğitim yaşlarındaki bilinç düzeyimizin de etkileri var. O yaşlarda biraz daha savruktuk ve gezme tozma vb. ergenlik döneminden geçtik. Ayrıca o dönemlerde tek ders İngilizce değildi ki. Geçmemiz gereken bir sürü ders vardı. Sempati veya antipati duyduğumuz dersler veya hocalar bile vardı. Hani demek istediğim, sadece eğitim sistemine yükleneceksek, İngilizce bir yana, hangi dersten gördüklerimiz akılda kaldı ki diye sormak da gerekmez mi?

Bir de olaya şöyle bakın: Akılda tutmasak bile, sınavları geçmek için matematiği, coğrafyayı, tarihi ezbere de olsa çalıştık. Ama bu dersleri anladığımız bir dilde çalıştık. Ancak günümüzde bölümünde başarılı olan birçok üniversite öğrencisi, örneğin birçok matematik, fizik veya tarih öğrencisi dahi hâlen İngilizce öğrenmeyi çözememiş ve dört sene üst üste zorunlu İngilizce dersini verememiştir.

Tamam, ilköğretimde bilinç düzeyi başkaydı. Peki ya üniversitede neden çözemedik? Her ne kadar çok fazla parametre olsa da olayın özü, dönüp dolaşıp bireyin kendisiyle ve yabancı dil öğrenmeye ne derece istekli olup olmadığıyla da çok alakalı. Zaten matematikte iyi olan bir öğrenci ilk, orta ve lise eğitiminde de başarılıydı ve dolayısıyla üniversitede alanında başarılı oldu. Bu bağlamda kişinin İngilizce öğrenmeyi bir türlü başaramayışının sebebi belirttiğim gibi temelden itibaren anlamadan ilerlemiş olması, benzeri sebeplerden ötürü sevmemesi veya bir dil bilmenin gerekliliğinin yeterince farkında olmaması. Ayrıca gerekli desteği, isteği, motivasyonu bulamaması da cabası.

Şunu da unutmayınız ki kişinin anladığı bir dilde aldığı ders ile yabancı dil eğitimi için aldığı ders tam olarak mukayese edilemez. Örneğin matematiği çok iyi öğrenmiş bu kişi bu dersleri anlamadığı bir dilde alsaydı bu kadar iyi olabilir miydi? Tartışılır bir konu değil mi? Yabancı dil eğitimi ve diğer dersler mukayese edilemez derken kastım da bu. Elbette değinemediğim daha yüzlerce parametre söz konusu. Birazcık aklı başına gelenler veya İngilizce öğrenmenin gerekliliğine ihtiyaç duyanlar ne yapıyor, özel kursların veya özel eğitimlerin kapısını çalıyor.

Peki dil kurslarında neden İngilizce öğrenemiyoruz

Şimdi buraya kadar anlatmaya çalıştığım tabloyu göz önünde bulunduracak olursak yabancı dil eğitim kurslarının genel kitlesi üniversite öğrencileri ve çalışan veya iş arayan yetişkinler. Ortalama yaş grubu kabaca 20 ve 45 arası olan bu adaylar Türkiye nüfusunun en aktif kitlesinden. Dil kurslarına gittiğinizde göreceğiniz yaş grubunun da ortalama bu aralıkta olduğunu görebilirsiniz. İngilizceyi anlıyorum ama konuşamıyorum diyenler de yine bu kitlede. Ve başından beri bahsetmeye çalıştığım kısır döngü hâlen aynı. Yani özel kursa gidiyorum, özel ders alıyorum ama dinlemiyorum veya derste yeterince motive değilim, sadece gitmiş olmak için gidiyorum. Sonra da öğrenemiyorum 🙂

Klasik İngilizce kurslarına, genellikle ilk başlarda öyle olmasa da, sonraları sırf eğlence olsun diye giden bir kitle de var. Bu tür sınıflar çoğunlukla, eğitimi yarıda bırakan öğrenci sayısından ötürü kapatılır veya kalanlar da diğer yeni sınıflarla birleştirilir. Bu, çoğunlukla kalabalık sınıflarda beklenen, tartışmaya açık bir süreç-sonuç ilişkisidir. Ayrıca her derse ders çalışmadan gelen veya sınıfın en haylazı dediğimiz kahramanlar da her daim olur ve olacaktır. Okul yıllarımızda da benzer örnekler olmuştur. Sadece yetişkinlerden ibaret sınıflarda dahi bu tür dağılmalar ve bırakmalar söz konusu.

Herkesin deneyimi böyle olmuştur da demiyorum. Keza olumsuz bir tablo çizmişim gibi görünse de buraya kadar bahsettiklerim aslında genel doğrulara örnek teşkil eder ama bütüne değil. Çünkü şartları göz ardı edip sağlıklı çalışan ve istekli bir öğrenci genel olarak eğitimlerden alması gerekeni alıyor. Öğrenmek istemeyen, merak etmeyen, söyleyecek bir şeyi olmayan öğrenmemiştir. Hepsi bu!

Zor olduğuna dair yeterince bilgi sahibi olmadan

Dil öğrenmek sanıldığı kadar zor değil. Elbette zor olan tarafları var ama asıl zor olan ders çalışmak ve üzerine düşenleri yapmaktır. Doğru düzgün ders çalışmadan, zor olduğuna dair yeterince bilgi sahibi olmadan zor demek adil bir yaklaşım değil.

Hatta en önemli soru: Ne için İngilizce öğrenmek istediğinizdir! Gerçekten ihtiyaç duyuyor musunuz? İngiliz dilinde söyleyecek neyiniz var? Eğer söyleyecek bir şeyiniz yoksa öğrenemiyoruz değil, tamamlamıyoruz veya ders çalışmıyoruz diye itiraf etmek en doğrusu!

Neden İngilizce öğrenemiyoruz konusunun magazinsel tarafı da dikkatimizi çekiyor! Bu konuyu eğlenceli buluyoruz. İngilizce bilmeye veya İngilizce öğrenememe olgusuna eğlence programlarında ve yüzlerce YouTube videosunda dahi mizahi bir yaklaşım vardır 🙂 Bu sadece bir mizah ve basit bir dokundurma elbette. Ancak bu mizahi yaklaşımdan ötürü dahi, ya tam bilirsem konuşacağım ya da az bilirsem yanlış bir şey söyleyip komik duruma düşmek istemem korkusundan cesareti kırılanlar da var. Yani toplum olarak İngilizceyi konuşmaya dahi utanıyoruz. Çünkü başkaları ne der diye çekiniyoruz bir yandan.

Bizim, bu olguyu “neden İngilizce öğrenemiyoruz” olarak değil de “neden bırakıyoruz, neden ders çalışmıyoruz” gibi alternatif sorularla değiştirmemiz gerek. Çünkü öğrenememiş olmak herkes için geçerli bir problem değil. Ve bu engeli aşanlar, oturup da saatlerce ders çalışarak bu işi çözmeye odaklı insanlardır. Atasözümüzü hatırlatırım: Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp!

Neden İngilizce öğrenemiyoruz demekten başka ne yaptınız?

Neden İngilizce öğrenemiyoruz

Bazı öğrenciler sadece yakınmakla yıllarını geçirmiş. Oysaki sorsanız kaç kere İngilizce yazı yazma, dinleme, okuma alıştırması yaptınız diye? E işte yaptık şu kadar bu kadar! O zaman yanlış yapmışsınız! Çünkü sayısını hatırlamayacak kadar çok yapmış olmanız gerekirdi. Yani siz emin olana kadar yapmış olmanız gerekirdi.

Yabancı dil öğrenimi metodolojik açıdan A0, A1, A2, B1, B2, C1, C2 şeklinde derecelendirilir. Tüm seviyeleri hakkıyla tamamladıktan sonra, hayatın içinde zamanla öğrenmeye devam edersiniz. Dil eğitiminizi tamamladınız mı? Bundan sonrası kolay… Deneyim kazanmak için öğrendiklerinizi uygulamanın keyfini çıkarın. Çünkü doğru noktadasınız. Filmleri anlamaya çalışmak, istediğiniz kitabı alıp okumak, akıcı konuşma eğitimleri almak gibi faaliyetlere başlayabilirsiniz. Eğitiminiz sırasında size öğretilemeyecek şeyleri kendi başınıza keşfedeceksiniz. Keza bu sonuca saatlerce ders çalışarak geldiniz. Sizi yürekten tebrik ediyorum.

Lütfen farkında ve bilincinde olun: Dil eğitimi düzenli bir zamanlamayla, pratikle ve çok çabayla başarılı bir şekilde tamamlanabilir! Kendi ana dilinizde mail dışında bir yazı yazalı ne kadar oldu, bunun cevabını verebilir misiniz? Peki ya ana dilinizi ne kadar tanıyorsunuz?

Tartışmaya açık olsa da yabancı dil eğitimi, kendi anadilinizi de revize ettiğiniz kişisel bir gelişim sürecidir. Dikkat! Bu, hem kendi anadilinizin hem de öğrendiğiniz yabancı dilin bütün dil bilgisel ayrıntılarına vakıf olmanızı gerektiren bir süreçtir demiyorum. Fakat bir kısmına ihtiyacınız olduğunu belirtmeye çalışıyorum. Zaten düzenli ders çalışan biriyseniz almanız gerekeni alıyorsunuz!

Aklınızdan hiç çıkarmayın, “anlamamak” anlamak kadar normaldir. Anlamak için tüm yolları denemeli ve sürekli sormalısınız. Siz üstünüze düşeni yaptığınız sürece başarısız olmanız mümkün mü? Öğrenenlerin nasıl öğrendiğini düşünüyorsunuz?

Emin olun, harcadığınız emek ve zamanın sonucunda İngilizceyi çok iyi düzeyde öğrenebilirsiniz. Bu tamamen sizinle alakalı. Unutmayın, kişiler sadece fark yaratabilir ancak en önemli detay sizsiniz.

Meraklısı için: Akdeniz Üniversitesi öğrencileri tarafından hazırlanmış bilimsel bir tez özeti. Tez dili İngilizce ve her paragraftan sonra Türkçesi eklenmiş.

https://asosindex.com.tr/index.jsp?modul=articles-page&journal-id=136&article-id=6599#cited

Avrupada neden ingilizce öğrenemiyoruz diye bir algı yok?

Tabii ki de hayır. Avrupa’da herkes İngilizce bilmiyor. Hatta bildiği hâlde konuşmayı tercih etmeyenler dahi var. Örneğin Almanlar ve Fransızlar bu konuda diğer ülkelere göre biraz daha katı. İngilizce bildikleri hâlde konuşmuyorlar. Bunun tabii ki farklı sosyokültürel sebepleri var. Özellikle Fransa’da eğer birine İngilizce soru sorarsanız, bilenlerin dahi size Fransızca cevap verdiğini duyabilirsiniz. E tabii istisnalar kaideyi bozmaz. Ama bazılarının size Fransızca cevap veriyor olmalarının sebebi genellikle milliyetçi bir yaklaşım sunmalarından kaynaklanıyor. E tabii bu durum sadece milliyetçilikten değil, bazıları gerçekten de İngilizce bilmiyor veya farklı sosyokültürel sebepler de var. Fransa zaten istisna bir örnek oldu ama diğer Avrupa ülkelerinin çoğunda İngilizce bilen sayısı yeterince yüksek. Örneğin Hollanda’da sadece İngilizce bilerek yaşayabilirsiniz. Avrupa genelinde, “neden İngilizce öğrenemiyoruz” diye bir algı yok! Çünkü Avrupa’daki herkes değilse bile büyük bir kesim İngilizce biliyor. Bilmelerinin sebebi ise kültürlerin birbirine yakın olması ve AB üyeleri oldukları için milletler arası git gel ve etkileşimin son derece yüksek olması da bir diğer sebep.

Son söz:

Bence, İngilizceyi en iyi konuşan toplumlardan biri de Türkler. Bir Hindu, Çinli, Rus,  Arap veya Fransız’a göre Türkler, çok daha iyi İngilizce öğrenip konuşmakta. (elbette istisnalar kaideyi bozmaz.) Bunun sebebi de Türklerin ve dolayısıyla Türkçe dilinin anatomik veya biyolojik yapısı gereği bahsi geçen diğer dillerdeki sessel yapıya sahip olmaması. Yani İngilizcede, Fransızcadaki nazal ses, gırtlak ses veya Çince veya Arapçadaki gibi geniz ve gırtlak sesleri yok sayılır. İngilizce ve Türkçe arasındaki ses benzerlikleri diğer dil çiftlerine kıyasen daha fazla ortak noktaya sahip. Hem Türkçe hem İngilizce, ağzın çoğunlukla ön kısmıyla konuşulan bir dil. Dolayısıyla bu sessel ortak noktalar Türkler için büyük bir avantaj.

74 / 100 SEO Puanı

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz